MİLAS'ın Gökova'ya açılan kıyısı Ören'de 'Haluk Otel'de, Milas Belediyesi'nin ürettiği ve Bodrum yöresinde bazı çevrelerce 'kutsal' olarak tanımlanan şişelenmiş 'Labranda' suyunu kana kana içtik.
Labranda, adını 'çift yüzlü balta' anlamında olan 'Labrys' sözcüğünden alıyor. Afşar Timuçin bir şiirinde "Bir suyun akışına dalar gibi kalıyoruz" dediği gibi biz de lezzetini damağımızda hissettik. Sadece o kadar...
Bodrum ve Milas yöresi 'yanmış, kavrulmuş' durumda. Bizim derdimiz kuraklık. Yöredeki doğayı hiç bu kadar 'kavruk' görmemiştik. Kuruyan sulak alanlarda hiç leylek yok. Milas-Ören' de yapılması düşünülen golf alanlarına gerekli su herhalde ithal edilecek!
Bereket ve barışı temsil eden zeytin ağacından bitki örtüsüne kadar 'yeşil' in tüm tonları 'sararmış', hatta solmuş. Hiç hoş bir görüntü değil... Bakırçay Deresi'nin suları azalarak yosunlaşmış... 'Kuraklığın' tehlike çanları çoktan çalmış; ne yazık ki kimsenin fark edemediği bir yaşam tehlikesi karşımıza çıktı...
Doğa, insanoğlunun hoyratlığından hıncını alıyor; plansız programsız özenti yapılaşma ile 'kader' ağlarını örüyor sanki...